Kum Çakıl
ve Benzeri Maddelerin Alınması ve İşletilmesinin
Kontrolü Yönetmeliği
Madencilik Faaliyetleri İle Bozulan Arazilerin Doğaya
Yeniden Kazandırılması Yönetmeliği Taslağı
İşlenmiş Arıtma Çamurunun Tarım Alanlarında Kullanımıyla
İlgili Bilgi Notu İçin
TIKLAYIN
Stabilize Arıtma Çamuru Kullanım İzin Belgesi Bilgi Notu
İçin
TIKLAYIN
TOPRAK ve KİRLİLİĞİ
TOPRAK
Hava ve su gibi, canlıların yaşaması için
vazgeçilmez unsurlardan bir diğeri de topraktır. Toprak,
bitki örtüsünün beslendiği kaynakların ana deposudur.
Toprağın üst tabakası insanların ve diğer canlıların
beslenmesinde temel kaynak teşkil etmektedir.
Bir gram toprağın içerisinde milyonlarca canlı
bulunmakta ve ekosistemin devamı için bunların hepsinin
ayrı önemi bulunmaktadır.
Toprağın verimliliğini sağlayan ve humusça zengin olan
toprağın 10 cm'lik üst tabakasıdır.
Dünyadaki toprakların ancak 1/10'inde üretim
yapılabilmektedir. Ülkemizin arazi varlığının ise
yaklaşık %36'sı işlenmekte, %28'i çayır ve
mera, %30'u orman ve fundalık olup, geriye kalan
bölümü diğer araziler içinde yer almaktadır.
Ekilebilir arazinin ancak %11'i
sulanabilmektedir.
Ülkemizin kullanılabilir arazi varlığının
oranları

Toprak en önemli doğal kaynaklardan birisi olup; tarım
dışı amaçlarla kullanılması, ağır metallerle kirlenmesi
ve erozyon sonucu oluşan etkilerle kayıplara uğramakta
ve verim düşmektedir. Kaybedilen toprakların yeniden
kazanılması çok zordur.
1
cm. kalınlıkta ki toprak ancak birkaç yüzyılda
oluşabilmektedir.
TOPRAK
KİRLİLİĞİ
Yirminci
asrın başından itibaren modern tarıma geçilmesi ve
sanayileşmenin hızlanması ile birlikte, toprak kirliliği
de bir çevre sorunu olarak ortaya çıkmaya başlamıştır.
Daha önceki asırlarda kullanılan güç ve enerji
kaynaklarının yetersiz olması, nüfusun azlığı,
endüstrileşmenin henüz gelişmemesi sebebiyle diğer çevre
faktörlerinde olduğu gibi toprakta da herhangi bir
kirlenme söz konusu değildi. Özellikle yirminci yüzyılın
ortalarına doğru hızlı nüfus artışı ile birlikte, tarım
ve diğer alanlardaki sanayi ve teknolojinin hızla
gelişmesine paralel olarak toprak kirliliği de artmaya
başlamıştır. Toprak kirliliği her geçen gün daha da
ciddi boyutlara ulaşan önemli çevre problemlerinden
birisini teşkil etmektedir.
Toprak
Kirliliğine Sebep Olan Faktörler;
-
Yerleşim alanlarından çıkan atıklar, egzoz gazları,
endüstri atıkları, tarımsal mücadele ilaçları ve
kimyasal gübreler toprak kirliliğine sebep olan en
önemli etkenlerdir.
-
Yerleşim alanlarından çıkan çöplerin boşaltıldığı
alanlar ile kanalizasyon şebekelerinin
arıtılmaksızın doğrudan toprağa verildiği alanlarda
toprak kirliliği meydana gelmektedir.
-
Egzoz gazları, ozon, karbonmonoksit, kükürtdioksit,
kurşun ve kadmiyum vs. gibi zehirli maddeler havaya
yayılmakta ve solunum yolu ile büyük bir kısmı
canlılar tarafından alınmaktadır. Geriye kalanı ise,
rüzgarlar ile uzak mesafelere taşınmakta ve
yağışlarla yere inerek, toprak ve suları
kirletmektedir.
-
Toprak kirliliğine sebep olan diğer bir faktör de
tarımsal mücadele ilaçları ve suni gübrelerdir.
Tarımsal mücadele ilaçlarının bilinçsiz ve aşırı
kullanımı sonucu, toksik maddelerin toprakta
birikimi artmakta ve doğal ortamın kirlenmesine
sebep olmaktadır.
-
Sodyum, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum,
demir, çinko, bakır, mangan, bor gibi besin
maddelerini içeren suni gübreler de aşırı ve
bilinçsiz kullanım sonucu toprağın yapısını bozmakta
ve toprak kirliliğine yol açmaktadır.
-
Endüstri tesislerinden çıkan ve arıtılmaksızın
havaya, suya ve toprağa verilen atıklar çevreyi
kirletmektedir.
Ayrıca; ormanların insanlar tarafından
tahrip edilmesi, yakılarak tarla açılması, tarım
topraklarının hatalı işlenmesi, mera ve çayırların
bilinçsiz kullanımı, aşırı otlatma vb. sebeplerle oluşan
toprak erozyonu, bugün dünyanın birçok bölgesinde olduğu
gibi ülkemizde de en önemli çevre sorunlarından biri
olarak karşımıza çıkmaktadır.

ANIZ
YANGINLARI
Yurdumuzda hububat hasadından sonra verimin yüksek olduğu
ve saman sıkıntısı olmayan yıllarda, hububat alanlarının
yaklaşık %30 'unun anızı yakılmaktadır. Anızın
çok kolay, çabuk ve masrafsız olarak yok edilmesinin
sebebi; böcek ve diğer zararlılar ile çeşitli
hastalıkların azaltılması, toprak işlemede kolaylık
sağlaması ve daha yüksek verim beklentisidir. Bazı
yararlar beklenerek anız yakmanın olumlu etkileri
yanında pek çok olumsuz etkileri de bulunmaktadır.
a)Çevreye
olan etkileri:
Hava kirliliğine sebep olması ve karayolunda görüşün
azalmasıyla trafik kazalarına sebep olmasının yanı sıra;
anız yangınları komşu tarlalardaki ürünlere ve meyve
bahçelerine, telefon direklerine, yerleşim yerlerine,
ormanlara ve pek çok yaban hayvanına zarar vermektedir.
b)Toprak
özelliğine olan etkisi:
Anız yangınıyla yüzey toprağının organik maddesi yok
edilmiş olur. Toprak için çok önemli olan organik
maddenin; yağış sularının emilmesini ve tutulmasını
sağlamak, kümeleşmeyi temin ederek erozyonla taşınmayı
önlemek, toprağın havalanmasını sağlamak gibi önemli
fonksiyonları vardır. Anızın yakılması sırasında
toprağın 1-3 cm.lik
üst katmanının ısısı 50-750
C'ye kadar çıkmakta, bu sebeple mikroorganizmaların
%70 'i zarar görmektedir. Halbuki topraktaki
mikroorganizmaların faaliyeti sonucu organik madde
parçalanır, ayrışır ve humus haline dönüşür. Yapılan
araştırmalar sonucunda anız yakmanın toprağın fiziksel,
kimyasal ve biyolojik özelliklerini bozduğu, verimliliği
düşürdüğü ve biyolojik dengeyi olumsuz yönde etkilediği
anlaşılmıştır. Bu nedenle modern tarımda anız yakmaya
yer yoktur. Ülkemizde 1993 yılından beri anız
yakılması yasaklanmıştır.
EROZYON
VE ÇÖLLEŞME
-
EROZYON:
Toprağın
bulunduğu yerden; yağışlar, sel suları, rüzgar, çığ vb.
etkenlerle taşınması olayıdır.
Erozyon,
topraklarımızın yok olmasına sebep olan etkenlerin
başında gelmektedir. Ülkemizdeki erozyon Avrupa'dan
12, Afrika'dan 17 kat daha fazladır. Ülkemiz
topraklarının %14'ünde hafif, %20'sinde
orta ve %63'ünde şiddetli ve çok şiddetli
derecede erozyon tehlikesi mevcuttur. Sadece %3'lük
kayalık alan ise erozyona maruz bulunmamaktadır. Erozyon
sebebi ile toprağın verimi azalmakta, besin maddeleri
yok olmakta, sular kirlenmekte, ürünlerde verim ve
kalite düşmektedir. Ülkemizde erozyon sonucu her yıl
500 milyon ton verimli
toprağımız kaybolmaktadır.
Erozyon, nedenlerine göre şöyle sınıflandırılır:
1. Su Erozyonu:
Su
erozyonu, diğer erozyon çeşitleri içerisinde en yaygın
ve en etkilisidir. Eğimli arazilerde, vejetasyonun
(bitki örtüsünün) zayıfladığı veya tamamen yok olduğu
bölgelerde; yere düşen yağmur damlaları darbe etkisi ile
bir kısım toprak parçasını yerinden kopararak parçalar.
Böylece yüzeysel akışa geçen yağmur suları, bu toprak
parçalarını sürükleyerek aşağılara taşır. Yüzeysel akış
halindeki sular aşağılara indikçe, diğer yüzeysel akış
suları ile birleşerek güçlenir ve giderek taşıma gücü de
artar. Böylece akış sularının beraberinde taşıdığı
toprak ve iri materyal miktarı çoğalarak, taşkın
şeklinde akan ve büyük zararlara sebep olan seller
meydana gelir.
Su erozyonunun ileri
boyutlarında büyük derelerin ve yarıkların oluşumu
görülmektedir. Bu olayın diğer bir sonucu da, taban
sularının yeteri kadar beslenememesi ve kuraklığa sebep
olmasıdır.
Yüzey toprağı besin
maddeleri yönünden çok zengindir. Su erozyonu sonucu
yüzey toprağının kaybolması, toprağı fakirleştirmekte ve
toprağın verimini düşürmektedir. Bu erozyon çeşidi bütün
ülkelerde görülmekte olup, erozyonla kaybolan toprak
verimliliğinin yeniden kazanılması mümkün değildir.
Rüzgar erozyonu ile mücadelede başarı sağlanmasına
rağmen, su erozyonu ile mücadele çalışmalarında henüz
yeterli mesafe alınamamıştır.
2. Rüzgar Erozyonu:
Kurak ve
yarı kurak iklime sahip bölgelerde yaygın olan rüzgar
erozyonu; yeterli bitki örtüsü bulunmayan oldukça düz ve
geniş arazilerde, gevşek yapıdaki kuru ve ince bünyeli
toprağın şiddetli rüzgarların etkisi ile parçacıklar
halinde yerinden oynatılarak, toz bulutları şeklinde yer
değiştirmesi olayıdır. Rüzgar erozyonu ile toprakta yer
yer çukurlar oluşur. Bu çukurlardan çıkan toprak, başka
yerlerde toplanarak kum tepeleri meydana getirir. Rüzgar
erozyonu; yolları, binaları ve su yollarını
etkileyebilir, ayrıca tarımsal alanlarda hasara sebep
olabilir.
3.
Çığ Erozyonu:
Çığ; yamaç
üzerinde toplanan kar kütlesinin, yeni yağan karlarla
aşırı yüklenmesi veya yamaçla bağlantısının zayıflaması
halinde, herhangi bir etki ile dengesini kaybederek dağ
yamacından aşağıya doğru kayması ve yuvarlanması
olayıdır. Çığlar önlerine gelen engelleri tahrip eder,
beraberinde toprak, taş ve ağaçları söker götürür. Bu
şekilde meydana gelen aşınma ve taşınma olayına çığ
erozyonu denir.
4. Yerçekimi Erozyonu
(Kitle Hareketleri):
Kitle
hareketleri, genellikle ayrışma ürünü olan ve sağlam
kaya üzerine oturmuş bulunan örtünün, esas itibariyle
yerçekimi etkisi ile küçük veya büyük kitleler halinde
yamacın aşağısına doğru yer değiştirmesi olayıdır.
5. Buzul Erozyonu:
Yüksek
dağlık arazilerdeki derelerde, çeşitli zamanlarda
oluşmuş buzulların parça parça aşağılara doğru kayması
sırasında, beraberinde moren (buzultaş) denilen çeşitli
büyüklükteki materyal kitlelerini sürüklemesi ile
meydana gelen aşınma ve taşınma olayına buzul erozyonu
denir.
- ÇÖLLEŞME:
Kurak,
yarı kurak ve az yağışlı alanlarda iklim değişiklikleri
ve insan faaliyetleri de dahil olmak üzere, çeşitli
faktörlerden kaynaklanan toprak bozulmasıdır. Toprağın
aşırı kullanımı, aşırı otlatma, sağlıksız sulama
yöntemleri, ormanların tahribi ve özellikle son yıllarda
ekolojik dengenin bozulması sonucunda meydana gelen
iklim değişiklikleri, çölleşmeyi meydana getiren en
önemli etkenlerdir.

Çölleşme ve kuraklık
sorunları küresel bir nitelik taşımakta ve dünyanın
bütün bölgelerini etkilemektedir. Bu sebeple çölleşmeyle
mücadele etmek ve kuraklığın etkilerini hafifletmek
için, uluslararası ortak bir eyleme ihtiyaç
duyulmaktadır.
Erozyon ve Çölleşmeyi Önlemek İçin Alınabilecek
Tedbirler
-
Erozyon riski yüksek olan, yetersiz toprak
özelliklerine sahip, ıslaklık ve iklim şartları
dolayısıyla işlenmeye uygun olmayan arazilerde tarım
yapılmaması, bu tip arazilerin mera olarak ayrılması
veya orman örtüsü altına alınmasının sağlanması,
-
Yanlış toprak işlenmesi, yanlış ekim ve sulamanın
önlenmesi,
-
Çayır ve mera alanlarının tahribinin önlenmesi ve
mevcut alanların geliştirilmesi,
-
Orman tahribatına son verilmesi, ağaçlandırmanın
hızlandırılması ve orman yangınlarına karşı gerekli
tedbirlerin alınması,
-
Su kaynaklarının kaybolması sonucu taban suyunun
düşmesiyle toprak tuzlanması oluşmakta, bu yüzden su
kaynaklarının korunması gerekmektedir.
Tuzlu ve Sodyumlu Topraklar Bilgisi için
TIKLAYIN
TOPRAK ÖRNEĞİ ALMA (sunu için
TIKLAYIN)
AB toprak stratejisine ulaşmak için
TIKLAYIN.
|